Cinsellik

Ağrılı Cinsel Birleşme (Disparoni)

Disparoni cinsel ilişki sırasında kadının rahatsız edici tarzda vagina girişinde veya derin ilişkide ağrı hissetmesi durumudur. Cinsel ilşkide ağrı yakınması bir çok kadında bulunmaktadır ve bu durum önemli bir gerilime ve eşiyle ilişkisinde güçlüklere yol açar. Ağrı genellikle vajina ya da kasık bölgesinde gelişmektedir. Disparoniden yakınan kadınlar, acının verdiği korkuyla cinsel ilişkiye girmekten kaçınmaktadırlar. Hatta ağrının çok şiddetli olması, vajinal kasların, ilişkiye girilmesine engel olacak kadar sıkı kasılmasına bile yol açabilmektedir.

İlk ilişkiden itibaren bu yakınması olanların yanı sıra yıllar sonra cinsel ilişkisi ağrılı olmaya başlayan kadınlar da vardır.

Ağrılı cinsel ilişki, cinsel ilişkide ağrı ne şekilde görülmektedir?

Kadınlarda Cinsel Fonksiyon Bozuklukları

Kadında en sık görülen cinsel işlev bozuklukları cinsel isteğin azalması ya da kaybolması, eşin cinsel ilişki arzusuyla kadının arzusu arasında zamansal uyuşmazlık, orgazm bozuklukları, vajinismus, disparoni (ilişkide ağrı) ve erkeğin "cinsel davranışlarından memnun olmama" şeklinde olanlardır. Cinsel işlev bozukluklarını daha iyi anlayabilmek için bu bozuklukları cinselliğin evrelerine göre ayrı ayrı incelemekte fayda vardır:

1. Cinsel arzuyla ilgili bozukluklar: cinsel istek duymama (frijidite) ya da isteğin azalması

2. Cinsel uyarılma ve orgazmla ilgili bozukluklar

3. Cinsel ilişkide ağrı (vajinismus ve disparoni)

Bu hastalıklardan her biri için birincil (baştan beri varolan) veya ikincil (sonradan ortaya çıkan) ve genel (her zaman varolan) ve özel (partnerle ilişkide ortaya çıkan) ayrımları yapılabilir.

Cinsel arzuyla ilgili bozukluklar

Bu tür bozukluklarda cinsel arzunun azalması ya da tümüyle ortadan kalkması sözkonusudur. Her ne kadar bir kadında cinsel ilişkiye istek olmasa da cinsel ilişki kadının eşi tarafından başlatıldığında kadın uyarılabilmekte ve orgazm da olabilmektedir. Bu yüzden arzu azalması ile uyarılma ve orgazm bozukluğu ayrımı önemlidir.

Erkeklerde Cinsel Fonksiyon Bozuklukları

Cinsel ilgi ve istek bozukluğu:
İngiltere’de seyrek ancak Amerika’da daha sık rastlandığı bildirilmektedir. Bazıları ereksiyon bozukluğuna bağlı olarak ortaya çıkar ve çoğunlukla evlilik içi ilişkilerde bozukluk ve depresyonla birlikte görülür. Hipogonadizm gibi organik nedenler dışlanmalıdır.

Uyarılma (Ereksiyon) Bozukluğu:
En sık rastlanan cinsel işlev bozukluğudur. Genellikle diğer cinsel işlev bozukluklarına oranla daha ileri yaşta görülürler ve nedenleri arasında organik (bedensel hastalık) nedenlere sık rastlanır.

Erken Boşalma:
Tanımlanması zor bir bozukluktur. En doğru yaklaşım erkeğin boşalma zamanının çift için tatminkar olup olmadığını değerlendirmektir. Ancak kadında orgazm güçlüğü olabileceği göz önünde bulundurulmalı ve beklentinin gerçekçi olup olmadığına da dikkat etmek gerekir. Genellikle birincil olarak ortaya çıkar ve hızlı mastürbasyon yatkınlaştırıcı bir nedendir. Geçici erken boşalma sık görüldüğünden, yalnızca süreklilik kazanmış durumlarda bir bozukluk olarak kabul edilmelidir.

Geç boşalma / boşalamama:
Nadir görülür. Hem boşalmayı hem de orgazmı etkiler. Orgazm oluşmasına karşın boşalma olmuyorsa geriye (retrograd) boşalma akla gelmeli ve diğer organik nedenler de dışlanmalıdır

Ağrılı Boşalma ve disparenü:

En yeni bağımlılık: Seks!

Ülkemizde şimdilik itiraf eden yok ama uzmanların belirttiğine göre, seks bağımlılığı ülkemizde de hızlı bir şekilde yayılıyor.

Cinsellik
Karısı tarafından seks bağımlısı olduğu açıklanan İtalya Başbakanı Berlusconi, ünlü aktörler Michael Douglas, Charlie Sheen, pop ikonları Amy Winehouse, Robbie Williams ve diğerleri... Bizim sularda şimdilik itiraf eden yok ama uzmanların belirttiğine göre, seks bağımlılığı ülkemizde de hızlı bir şekilde yayılıyor.

İtalya Başbakanı Berlusconi’nin yatak odası maceralarını duymayan kalmamıştı ama onun bu gizli (!) sırrını ayrılmak üzere olduğu karısı Veronica Lairo, yayınlanacak olan kitabında “eşim bir seks bağımlısı” diyerek kamuoyuyla paylaşınca gerçek anlaşıldı. Doğal olarak seks bağımlılığı hakkında kafalar karıştı. Herkes seks sevdiğine göre kim bağımlıydı kim sadece hiperseksüeldi? Çapkınlık haberlerine alışkın olan ve insana haz veren bir eylemin nasıl olup da sigara, içki, kumar gibi diğer bağımlılıklarla aynı kulvarda tutulduğunu anlayamayanlar için seks bağımlılığının nedeni, belirtileri ve tedavi yolları hakkında biz de uzman desteği aldık.

Seks bağımlılığı ve hiperseksüalite farkı
Psikiyatrist Doç. Dr. Kültegin Ögel’e göre seks bağımlılığı ve hiperseksüalite iki farklı kavram. Hiperseksüalite, fiziksel olarak kişinin çok fazla seks ihtiyacı olması anlamına geliyor. Seks bağımlılığında ise kontrol edilemeyen bir dürtü başrolde. Bu öyle bir dürtü ki kişi tekrarlayan tarzda sürekli seksi düşünüyor ve bunu gerçekleştiriyor. Yani seks yapmak, o kişi için hemen doyurulması zorunlu olan hazla ilgili bir takıntı hissi ve bu eylem aslında başka bir sorunu örtmek için kullanılıyor.

Depresyon Cinselliği Olumsuz Etkiliyor!

Depresyonun kişinin hayatını etkilediği önemli alanlardan biri de cinsel yaşam. Depresyonda olan kişilerde, isteksizlik, zevk alamama, erkeklerde iktidarsızlık, kadınlarda vajinismus gibi cinsel işlev bozuklukları yaşanabiliyor.

Depresyon ve cinsel sorunlar ilişkisinde olumsuz bir kısır döngü yaşanıyor. Bu döngü içerisinde depresyon cinsel sorunlara neden olurken, tam tersine cinsel sorunlar da depresyonu ağırlaştırabiliyor. Depresyonun etkisiyle yaptığı hiçbir şeyden zevk alamayan kişinin yetersizliği nedeniyle suçluluk duyacağına dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi’nden Psikolog Aylin Sezer şunları söylüyor:

“Yaşanan suçluluk duygusu depresyonun yarattığı kendine güvensizlik duygusunu besleyecek, bunun sonucunda kişi cinsellikten kaçınacaktır. Depresif sürenin uzaması, ağırlaşan umutsuzluk ve karamsarlık, cinsel istek kaybının yanında daha önce var olmayan cinsel sorunların ortaya çıkmasına yol açabiliyor. Hasta cinsel hayatının tamamen sona erdiğini düşünerek depresyonunu daha ağır yaşamaya başlıyor.”

İstek kaybı, zevk alamama ve performans kaygısı her iki cins için ortak olsa da, depresyonun yol açtığı cinsel işlev bozuklukları erkeklerde ve kadınlarda farklılık gösterebiliyor. Psikolog Sezer’in verdiği bilgiye göre, kadınlar cinsel uyarılma, orgazmla ilgili problemler, vajinismus yaşarken, erkeklerde sertleşme kaybı, erken-geç boşalma sorunları ortaya çıkıyor.

Gerdek Gecesi Korkusu

İlk gece veya gerdek gecesi yeni evlenen çiftin evlendikleri ilk akşam (Zifaf gecesi) yalnız kaldıkları yatak odasına Anadolu'da verilen addır. Gerdeğe girmek, gelinle güveyin ilk gece baş başa kalmalarını tanımlar. Toplumumuzda cinsel konulardaki baskı ve kısıtlamalar yeni evli çiftler arasında gerdek gecesinde çeşitli sorunlara yol açabilmektedir.

Çiftler, bir yandan gelinin çekingenliği ve tutukluğu, öte yandan erkeğin heyecanı altında ezilebilir, ilk birleşmede başarıya ulaşmak için bütün bu güçlükleri aşmak zorundadır.

Erkeğin eşinde cinsel istek uyanıp olgunlaşıncaya kadar beklemesi gerekir. İlk ilişkide aceleci davranma, zor kullanma gibi durumlar olumsuz sonuçlara yol açar. Bazı durumlarda da erkeğe kadının yardımcı olması gerekir. Eşe yardımcı olmak, her iki eşin de görevidir.

İlk İlişkide, İlk Gece Kızlık Zarı Bozulması Sırasında Ağrı Olur Mu?

Kadın İçin İlk Gece

İlk Deneyimin Önemi

Bir kadın için ilk cinsel ilişki deneyimi oldukça önemlidir. Cinsel ilişkiyle ilgili problemler yaşayan çiftlerin tıbbi değerlendirilmelerinde, özellikle kadının uyarılamama, çok geç uyarılma, orgazm olamama, veya çok geç orgazm olma gibi sorunlar yaşadığı durumlarda özgeçmişte sıklıkla travmatik (sorunlu) bir ilk cinsel ilişki deneyimi bulunmaktadır. Bu beklenen bir sonuçtur, zira kadın tarafından bakıldığında ilk deneyim, anatomik bir bariyer olan kızlık zarının aşılma zorunluluğu nedeniyle kanama ve beraberinde çoğu durumda az da olsa ağrının yaşandığı bir durumdur. Netice itibarıyla hazırlıksız, uygun olmayan koşullarda ve özellikle de bu konudaki sorumluluğunu ihmal eden bir erkek ile beraber yaşanan ilk deneyimin kalıcı psikolojik etkiler yaratması imkan dahilindedir.

İlk İlişki Mutlaka Ağrılı Mıdır?

İyi bir cinsel yaşam için erkeğin cinsel özgüveni önemli mi?

Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 12 ülkede yapılan bir araştırmaya göre, erkeklerin yüzde 84’ü, kadınların yüzde 74’ü erkeğin cinsel özgüveninin en önemli unsurunun partnerini cinsel açıdan memnun edebilmesi olduğunu düşünüyor.

Avrupa Cinsel Özgüven Anketi’nin sonuçlarına göre, Türkiye’de yetişkinlerin yüzde 97’si iyi bir cinsel yaşam için erkeğin “cinsel açıdan özgüvenli olması” , yüzde 93 ise sert bir ereksiyon gerçekleştirip sürdürmesi gerektiğine inanıyor.

Türk erkeklerinin sert ereksiyon arzusu, Avrupa Birliği (AB) ortalamasının üstünde. Her 10 Türk erkeğinden 8’i daha sert ereksiyon, dolasıyla cinsel yaşamlarını geliştirmek arzusunda. Bu rakam, yüzde 58 olan AB ortalamasından daha fazla. Her 5 Türk kadınından 3’ü cinsel yaşamlarının gelişmesi için partnerlerinin sürekli daha sert ereksiyonlar yaşaması gerektiğine inanıyor. Bu oran da yüzde 36 olan Avrupa ortalamasının üzerinde.

Pfizer firmasının yaptığı Avrupa Cinsel Özgüven Araştırması için Belçika, Danimarka, Fransa, Finlandiya, Almanya, İtalya, Hollanda, İspanya, İsveç, Romanya, Türkiye ve İngiltere’den, 25-64 yaşları arasındaki erkek ve kadınlarla görüşüldü. Ereksiyon sertliğiyle cinsel özgüven arasındaki ilişkiyi soruşturan araştırma kapsamında Türkiye’den de 502 kadın ve erkekle konuşuldu.

Cinsellik prostat kanseri riskini azaltıyor

ABD'de son yapılan araştırmaya göre, sık cinsel faaliyet prostat kanseri oluşması riskini artırmıyor, hatta tehlikeyi azaltıyor.

Ulusal Kanser Enstitüsü tarafından 46 ila 81 yaşlarındaki yaklaşık 30 bin sağlık görevlisi üzerinde yapılan araştırma, erkeklerin cinsel faaliyetleri arttıkça prostat kanseri riskinin azaldığını ortaya koydu.

Erkeklerin ayda ortalama 4-7 kez boşaldığı kaydedilen araştırma, daha fazla boşaldığını söyleyenlerde prostat kanseri riskinin artmadığı, tam tersine azaldığı görüldü. Ayda 13-20 ve en az 21 kez boşaldığını ifade eden en yüksek iki gruptaysa kanser riskinin, yüzde 14 ve yüzde 33 oranlarında azaldığı belirlendi.

Araştırmanın sonuçlarıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan bilim adamları, bir teoriye göre, sık boşalmanın kansere neden olan kimyasalların dışarı atılmasını ya da prostat kanseriyle bağlantılı oluşumların gelişiminin azalmasını sağladığını belirtiyorlar.

Prezervatif HPV bulaşmasını engellemiyor!

Rahim ağzı kanseri, sağlıklı kadınlarda yapılan düzenli tarama ile önlenebilen tek kanser türü.

Kadını ölümcül rahim ağzı kanserinden koruyan rahim ağzı kanseri aşısı HPV tip 6, 11, 16 ve 18’in neden olduğu kanser öncesi düşük dereceli lezyonları ve genital siğilleri önlüyor. Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fatih Güçer, rahim ağzı kanseri aşısı ile ilgili soruları yanıtladı.

Rahim Ağzı kanseri nasıl oluşur?/ Neden oluşur/ oluşma sebepleri nedir?
Rahim ağzı kanseri, rahim ağzında anormal hücre çoğalmasıdır. En önemli nedeni Human Papilloma Virüs yani HPV’dir. Rahim ağzı kanseri, HPV enfeksiyonuna yanıt olarak rahim ağzı duvarında anormal hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalmasıyla gelişir. Bu anormal hücreler bir araya gelerek tümör adı verilen kitleleri oluştururlar. HPV, temas ve cinsel ilişki yoluyla bulaşır. HPV virüsünün kuluçka süresi yaklaşık dokuz aydır. Enfeksiyon etkilerinin ortaya çıkması için virüsü aldıktan sonra yaklaşık bir yılın geçmesi gerekir. Bir çok vakada enfeksiyon sessiz kalıp, birkaç yıl HPV virüsünün etkileri ortaya çıkabilmektedir.

Anket

İçeriği paylaş