Türk erkeği, cinsel sorunlarını tabu olarak görüyor ve doktora gitmiyor. Gidenler de dertlerini utanarak anlatıyor. Çözüm, tedavi yerine boşanmak oluyor.
Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Selahittin Çayan, mahkemeye ‘şiddetli geçimsizlik’ gerekçesiyle başvuran pek çok çiftin asıl boşanma nedeninin cinsel sorunlar olduğunu söylüyor. Çiftlerin tedavi arayışına girmeden çareyi mahkemede arıyor. Prof. Çayan, tedavi sonrasında tekrar biraraya gelen çiftlerin sayısının oldukça fazla olduğunu belirtiyor.
Cinsel sorunlar ne zaman başlıyor?
Evlilikte genç yaşlarda erken boşalma ve peniste sertleşme sorunları göze çarparken, ileri yaşlarda andropoz olarak adlandırılan, erkeklik hormonu testosteron azalmasına bağlı olarak cinsel isteksizlik yaşanıyor. Ayrıca çocuk sahibi olmak istediği halde olamayan çiftlerin cinsel sorunların sanıldığından daha fazla olduğunu gözlemliyoruz. Zaten rutin olarak bu çiftlerde cinsel sorunların olup olmadığını mutlaka sorguluyoruz.
Cinsel sorunların eşlik ettiği evliliklerin bir kısmı, aldatma ve boşanmayla sonlanıyor.
Ancak cinsel sorunların altında yatan sebeplerin evliliğe ve çifte ait sorunlar mı yoksa salt cinsellikle mi ilgili olduğu tam olarak bilinemiyor
Avrupa Cinsel Tıp Akademisi Üyesi ve Hattat Hastanesi Kadın Cinsel Sağlığı Kliniği Direktörü Dr. Ece Hattat ile Aile Sağlığı Araştırmaları Derneği Başkanı Prof. Dr. Halim Hattat, evlilikteki cinsel sorunlar hakkındaki sorularımızı yanıtladı.
Evlilik seksi bitiriyor mu?
Cinsel isteksizlik, evli çiftlerin en büyük sorunu. Avrupa Cinsel Sağlık Birliği’nin 2003-2009 yılları arasında telefon danışma hatlarını arayan iki bin 500 evli çift üzerinde yaptığı araştırmada, her üç çiftten birinde cinsel isteksizlik olduğunu gözlemledik.
Türkiye’de cinsel sorun yaşayan erişkinlerin oranı yüzde 40-50’lere varıyor.
Ama ancak yüzde 3-4’ü doktora başvuruyor. Milliyet'ten Ayşegül Aydoğan Atakan'ın haberine göre, vajinismus gibi cinsel ilişki kurulmasını engelleyen problemler boşanmaların önemli sebeplerinden.
İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Cinsel Yaşam ve Sorunları Programı’ndan Prof. Dr. Doğan Şahin, yılda binlerce kişinin cinsel sorunlar nedeniyle merkezlerine başvurduklarını belirtiyor. Ancak problemi olan kişilerin milyonlarla ifade edilebilecek boyutta olduğunu söylüyor.
Cinsel sorun yaşayan erişkinlerin oranının yüzde 40 - 50 civarında olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Doğan Şahin, “Türkiye’de 25 milyon kişi yetişkin yaştaysa bunun 10 milyonunun cinsel bir probleminin olması gerekir. Ama 10 milyon kişi doktorlara başvurmuyor, kliniklere başvuranların oranı yüzde 3 - 4’ü geçmez. Ancak 10 - 20 bindir bizlere gelenler” diyor.
Ülkemizde kadınlarda en sık görülen cinsel işlev bozukluklarından biri olan vajinismus aslında kısa sürede kesin olarak tedavi edilebilen bir rahatsızlık.
Ancak çiftler çoğu zaman tedaviden bir sonuç alamayacaklarını düşündükleri ve bir uzmana başvurmaya çekindikleri için yıllarca bu sorunla yaşayabiliyorlar. Özellikle yaz aylarında vajinismus tedavisi için başvuran çiftlerin sayısı da artıyor, çünkü yaz aylarında iş temposu biraz daha yavaşladığı ve tatil imkanı da olduğu için çiftler tedaviye yazın başvurmayı tercih ediyorlar.
Cinsellik, aile ve evlilik konularında toplumu bilgilendirmeyi ve farkındalığı arttırmayı amaçlayan Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED); vajinismus tedavisi konusunda çok çarpıcı bir basın açıklaması yaptı. Vajinismus %100 tedavi edilebilir.
“Evliyim ve çocuğum var, seks rafa kalktı.” Bu cümle, cinsel terapi seanslarında sık sık tekrarlanır, hatta arkadaş toplantılarında bile duyabilirsiniz.
Sürekli maruz kaldığımız bir sızlanmadır bu. Çoğunlukla, hatta belki de her zaman, bu durumdan şikâyet eden erkeklerdir. Acaba evli ve çocuk sahibi olmak, seksle bu kadar uyumsuz olmak zorunda mı?
İçinde yaşadığımız toplum, bilinçli ya da bilinçsiz olarak, sayısız toplumsal görevi olan ‘birkaç kadın’ yarattı; hepsi bir tane fiyatına. Tıpkı TV reklamlarındaki ‘3’ü 1 arada’ şampuanlar gibi. Her şeyden önce, modern kadın, kız arkadaş ya da sevgilidir, ki bu ikisi hemen hemen aynı anlama gelir.
Türkiye'de özellikle cinselliğin ayıp diye bastırıldığı bölgelerimizde en büyük kadın rahatsızlığı vajinusmus.
Soru: Sayın Kiper vajinusmus nedir, nasıl bir rahatsızlıktır?
Dr. Kiper: Cinselliği dünyanın en büyük ayıbıymış gibi öğrenen çocuklar büyüyünce büyük sorunlar yaşıyor. Kadınların yaşadığı en ciddi sorun bu; yani "vajinusmus." Yani hiçbir fiziksel engel olmamasına rağmen kadının cinsel ilişkiye girememesi. Aslında psikolojik birrahatsızlıktır. Biz bunu başarıyla tedavi ediyoruz. Erkeklerimizde ise "erken boşalma" sık görülüyor. Aslında erken boşalma bir rahatsızlık değil, cinsel bir uyumsuzluktur.
Ben binlerce erkeği tedavi ettim, şimdi hepsinin çok mutlu cinsel hayatları var. Tedaviye gelirken tedirgin başlıyorlar ama sonra çok rahatlıyorlar. Türk insanı artık cinsellikten de cinsel rahatsızlıklardan da utanmıyor. Çünkü herkesin başına gelebilir.Hiçbir farkı yok. Bazı hastalarımız cinsel rahatsızlıkları farklı algılıyor. Oysa cinselliği yaşamak nasıl hayatın normal bir parçasıysa, hastalığı da tedavisi de normal bir şey. Ben yıllardır Türk insanına bu konuda yardımcı oluyorum.
Yeditepe Üniversitesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Arif Verimli, bahar mevsiminin aynı zamanda psikolojik alerji mevsimi de olduğunu söyleyerek, “Bahar aylarında çok sık görülen hastalıklardan bir tanesi, psikolojik alerjilerdir. Bunlar halk arasında psikolojik alerji veya kurdeşen isimleriyle anılırlar. Bu hastalığın psikiyatrideki ismi ’Anjiyo Nörotik Ödem’dir" dedi. Anjiyo nörotik ödemin, meyve-sebze alerjilerinden farklı olduğunu bildiren Prof. Dr. Arif Verimli, “Kişinin cinselliği çağrıştıran bu polenlerden nefret etmesinin altında yaşanan cinsel travmaların cinsel yetersizlik veya doyumsuzlukların, yaşanan olumsuz cinsel anıların canlanarak kişiyi rahatsız etmesi yatabilir" dedi. Prof. Dr. Verimli, Anjiyo Nörotik Ödem’in ilkbaharda kişilerde görülme oranının yüzde 2 olduğunu kaydederek “Uzman yardımı alınarak gökyüzünde uçuşan çiçek hücrelerine karşı duyulan öfkenin sebebi saptanmalı ve tedavi edilmelidir" diye konuştu.
Son yıllarda en sık kullanılan ilaçlardan olan antidepresanların, cinsel işlev bozukluğuna neden olduğu bildirildi. Bu yan etkinin ortadan kaldırılması için tıp dünyasında çalışmalar sürüyor.
Tüm dünyada ve TÜRKİYE'de son yıllarda en sık kullanılan ilaçların antidepresanlar olduğunu belirten uzmanlar, "İlaç sektörünün en hızlı büyüyen alanı da bu. Ancak yapılan klinik araştırmalara göre depresyon ve anksiyete bozukluğu olup hiçbir cinsel sorunu bulunmayan hastalar bile, antidepresan kullanmaya başladıktan sonra yüzde 50-70 oranında cinsel işlev bozukluğu yaşıyor. Depresyondaki kadın ve erkeklerin yüzde 50-90 arasındaki bölümü cinsel isteksizlik ve cinsel işlev bozukluğu yaşıyor. Depresyonu ve anksiyete bozukluklarını tedavi edelim derken kullandığımız ilaçlar cinsel yaşamı daha da kötüleştiriyor" diyor.
AIDS, ölümle sonuçlanan mikrobik bir hastalıktır. Bu mikrop bulaştıktan sonra, bağışıklık sistemini bozarak, insanın birçok hastalığa karşı kendini koruyamamasına sebep olur. Ancak, hastalık belirtileri, genellikle hemen ortaya çıkmaz. Zamanla vücudun savunma sistemi yavaş yavaş ortadan kalkar ve ortalama 10 yıl sonra, çeşitli hastalık belirtileri görülmeye başlar. AIDS hastalığı ortaya çıksın, çıkmasın, mikrobu taşıyan kişiler başkalarına bulaştırabilirler.
Bir insanda AIDS mikrobu olduğunu belli edecek net bir işaret yoktur. Kişinin kendi kendine tanı koyması mümkün değildir. Kesin tanı, ancak kan muayenesi ile konulur. AIDS'in halen kesin tedavisi yoktur ve henüz koruyucu bir aşı bulunamamıştır.
Mikrop, kişiden kişiye 3 yol ile geçebilmektedir: Cinsel ilişki yoluyla, kan yoluyla ve anneden bebeğine.
AIDS'ten korunmak için şu önlemler alınmalıdır:
Mikrobu taşıyıp, taşımadığı bilinmeyen kişiler ile girilen cinsel ilişkilerde kondom kullanılmalıdır.
Bilgisizlik ya da cinsel eğitimin yetersizliği yüzünden gözümüzde fazla büyüttüğümüz acılar yüzünden cinsel birleşmeye karşı bir “acı duyma korkusu” yerleşmesi sık görülen bir durumdur.
Fakat bu durumu gerçek bir hastalık vb. nedenlerden dolayı meydana gelen acılardan ayırt etmek zorundayız. Çünkü zamanla cinsel birleşmelerden herhangi bir zevk alamaz tam tersine yalnızca acı duyar bir hale geliriz. Nedeni de işte bu acı duyma korkusudur.
Cinsel olarak aktif dönemdeki insanların büyük bir bölümü hayatlarının herhangi bir döneminde ilişki sırasında ağrı duyabilirler. Fakat bu ağrı duyma tekrarlayıcı ve her geçen gün daha da artan mahiyette olursa sorun var demektir. Ve bu sorun çiftler arasında hayal kırıklığı yaratır, cinsel isteksizliğe yol açar ve özgüven azalmasına yol açabilir. Cinsel ilişki sırasında ya da sonrasında acı duyulmasına “disparoni” denir. Her iki cinste görülebilir. Ama daha çok kadınlarda görülür. Kadınlar ağrıyı, “genital bölgede basınç”, “yırtılma” veya “yanma hissi” olarak tarif ederler.
Son yorumlar
4 hafta 14 saat önce
4 hafta 14 saat önce
4 hafta 3 gün önce
4 hafta 3 gün önce
7 hafta 3 gün önce
8 hafta 6 gün önce
9 hafta 4 gün önce
10 hafta 6 gün önce
12 hafta 7 saat önce
12 hafta 19 saat önce