Cinsel yolla bulaşan hastalıklara dikkat. Uzmanlar uyarıyor. Bazı hastalıklar belirti vermediği için hızla yayılıyor.
Kadınların kadın doğum uzmanına gelme nedenlerinin başında enfeksiyonlar ve vajinal akıntılar gelir. Bunların bir kısmı olması gereken türden. Ancak diğer kısmı cinsel yolla bulaşan hastalıklar sonucu ortaya çıkar.
Doktorlar, günümüzde cinsel özgürlüğün hızla yaygınlaşması ve yaş grubunun düşmesiyle enfeksiyonda olan artışa dikkat çekiyor ve uyarıyor: "Cinsel ilişkiyle bulaşan hastalıklar toplumumuzda hızla yaygın hale geliyor."
Doktora giden kadın hastaların sayısı erkek hastalarla kıyaslandığında aradaki fark çok büyük. Çünkü cinsel yolla bulaşan hastalıkların bir kısmı erkekte belirti göstermiyor. Bazılarında ciddi sorunlar çıkabiliyor ama çoğu erkek sadece taşıyıcı görevi görüyor. Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Yurdanur Aktan, "Erkekte hiçbir soruna neden olmayabilir. Ama birlikte olduğu bir kadından aldığı enfeksiyonu diğer kadınlara taşıyabilir." diyor.
Ülkemizde kadınlarda en sık görülen cinsel işlev bozukluklarından biri olan vajinismus aslında kısa sürede kesin olarak tedavi edilebilen bir rahatsızlık.
Ancak çiftler çoğu zaman tedaviden bir sonuç alamayacaklarını düşündükleri ve bir uzmana başvurmaya çekindikleri için yıllarca bu sorunla yaşayabiliyorlar. Özellikle yaz aylarında vajinismus tedavisi için başvuran çiftlerin sayısı da artıyor, çünkü yaz aylarında iş temposu biraz daha yavaşladığı ve tatil imkanı da olduğu için çiftler tedaviye yazın başvurmayı tercih ediyorlar.
Cinsellik, aile ve evlilik konularında toplumu bilgilendirmeyi ve farkındalığı arttırmayı amaçlayan Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED); vajinismus tedavisi konusunda çok çarpıcı bir basın açıklaması yaptı. Vajinismus %100 tedavi edilebilir.
“Evliyim ve çocuğum var, seks rafa kalktı.” Bu cümle, cinsel terapi seanslarında sık sık tekrarlanır, hatta arkadaş toplantılarında bile duyabilirsiniz.
Sürekli maruz kaldığımız bir sızlanmadır bu. Çoğunlukla, hatta belki de her zaman, bu durumdan şikâyet eden erkeklerdir. Acaba evli ve çocuk sahibi olmak, seksle bu kadar uyumsuz olmak zorunda mı?
İçinde yaşadığımız toplum, bilinçli ya da bilinçsiz olarak, sayısız toplumsal görevi olan ‘birkaç kadın’ yarattı; hepsi bir tane fiyatına. Tıpkı TV reklamlarındaki ‘3’ü 1 arada’ şampuanlar gibi. Her şeyden önce, modern kadın, kız arkadaş ya da sevgilidir, ki bu ikisi hemen hemen aynı anlama gelir.
Yeditepe Üniversitesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Arif Verimli, bahar mevsiminin aynı zamanda psikolojik alerji mevsimi de olduğunu söyleyerek, “Bahar aylarında çok sık görülen hastalıklardan bir tanesi, psikolojik alerjilerdir. Bunlar halk arasında psikolojik alerji veya kurdeşen isimleriyle anılırlar. Bu hastalığın psikiyatrideki ismi ’Anjiyo Nörotik Ödem’dir" dedi. Anjiyo nörotik ödemin, meyve-sebze alerjilerinden farklı olduğunu bildiren Prof. Dr. Arif Verimli, “Kişinin cinselliği çağrıştıran bu polenlerden nefret etmesinin altında yaşanan cinsel travmaların cinsel yetersizlik veya doyumsuzlukların, yaşanan olumsuz cinsel anıların canlanarak kişiyi rahatsız etmesi yatabilir" dedi. Prof. Dr. Verimli, Anjiyo Nörotik Ödem’in ilkbaharda kişilerde görülme oranının yüzde 2 olduğunu kaydederek “Uzman yardımı alınarak gökyüzünde uçuşan çiçek hücrelerine karşı duyulan öfkenin sebebi saptanmalı ve tedavi edilmelidir" diye konuştu.
Son yıllarda en sık kullanılan ilaçlardan olan antidepresanların, cinsel işlev bozukluğuna neden olduğu bildirildi. Bu yan etkinin ortadan kaldırılması için tıp dünyasında çalışmalar sürüyor.
Tüm dünyada ve TÜRKİYE'de son yıllarda en sık kullanılan ilaçların antidepresanlar olduğunu belirten uzmanlar, "İlaç sektörünün en hızlı büyüyen alanı da bu. Ancak yapılan klinik araştırmalara göre depresyon ve anksiyete bozukluğu olup hiçbir cinsel sorunu bulunmayan hastalar bile, antidepresan kullanmaya başladıktan sonra yüzde 50-70 oranında cinsel işlev bozukluğu yaşıyor. Depresyondaki kadın ve erkeklerin yüzde 50-90 arasındaki bölümü cinsel isteksizlik ve cinsel işlev bozukluğu yaşıyor. Depresyonu ve anksiyete bozukluklarını tedavi edelim derken kullandığımız ilaçlar cinsel yaşamı daha da kötüleştiriyor" diyor.
Pek çok kadın, yumurtalıklarının alınması ve rahminin kısmen veya tamamıyla çıkarılması gibi, jinekolojik bir ameliyattan sonra, cinsel arzularında azalma olacağını sanır. Cinsel yaşam hiç etkilenmeden bir yumurtalık çalıştığı sürece, öteki yumurtalıktaki bir tümör çıkarılabilir. Adet kanaması ve hormon salgılanması kesilmeyecektir.
Aynı şekilde bir miyom ameliyatı sonunda rahim boynunun alınması da kadının evlilik yaşamı ve hormon salgılanmasını etkilemeyecektir. Bununla birlikte kadınlar böyle ameliyatlardan sonra cinsel arzularının (libido) azalmasından yakınır. Rahim çıkarıldığı için adet kanaması kesilince, hormon salgılanmasının da son bulduğunu düşünürler. Artık kadın olmadıklarına inanırlar. Kendilerine güvenlerini yitirirler, libidoların azaldığı kuruntusuna kapılırlar.
Rahmin alınması, her ne kadar geçici olarak vaginanın büzüşmesi sonucunu doğurabilirse de, vagina yeniden esnek duruma gelir; geçici büzüşme, gelecekteki cinsel yaşam için endişeye kapılmayı gerektirmez. Penisin rahim ağzına dokunmasının cinsel ilişki sırasında duyumsanmayışına üzülmek yersizdir. Ameliyat, rahim ağzına penisin dokunma duygusunu ortadan kaldırmaz. Çünkü bu duygu aslında rahim ağzında değil, karın zarında duyulur.
AIDS, ölümle sonuçlanan mikrobik bir hastalıktır. Bu mikrop bulaştıktan sonra, bağışıklık sistemini bozarak, insanın birçok hastalığa karşı kendini koruyamamasına sebep olur. Ancak, hastalık belirtileri, genellikle hemen ortaya çıkmaz. Zamanla vücudun savunma sistemi yavaş yavaş ortadan kalkar ve ortalama 10 yıl sonra, çeşitli hastalık belirtileri görülmeye başlar. AIDS hastalığı ortaya çıksın, çıkmasın, mikrobu taşıyan kişiler başkalarına bulaştırabilirler.
Bir insanda AIDS mikrobu olduğunu belli edecek net bir işaret yoktur. Kişinin kendi kendine tanı koyması mümkün değildir. Kesin tanı, ancak kan muayenesi ile konulur. AIDS'in halen kesin tedavisi yoktur ve henüz koruyucu bir aşı bulunamamıştır.
Mikrop, kişiden kişiye 3 yol ile geçebilmektedir: Cinsel ilişki yoluyla, kan yoluyla ve anneden bebeğine.
AIDS'ten korunmak için şu önlemler alınmalıdır:
Mikrobu taşıyıp, taşımadığı bilinmeyen kişiler ile girilen cinsel ilişkilerde kondom kullanılmalıdır.
Bilgisizlik ya da cinsel eğitimin yetersizliği yüzünden gözümüzde fazla büyüttüğümüz acılar yüzünden cinsel birleşmeye karşı bir “acı duyma korkusu” yerleşmesi sık görülen bir durumdur.
Fakat bu durumu gerçek bir hastalık vb. nedenlerden dolayı meydana gelen acılardan ayırt etmek zorundayız. Çünkü zamanla cinsel birleşmelerden herhangi bir zevk alamaz tam tersine yalnızca acı duyar bir hale geliriz. Nedeni de işte bu acı duyma korkusudur.
Cinsel olarak aktif dönemdeki insanların büyük bir bölümü hayatlarının herhangi bir döneminde ilişki sırasında ağrı duyabilirler. Fakat bu ağrı duyma tekrarlayıcı ve her geçen gün daha da artan mahiyette olursa sorun var demektir. Ve bu sorun çiftler arasında hayal kırıklığı yaratır, cinsel isteksizliğe yol açar ve özgüven azalmasına yol açabilir. Cinsel ilişki sırasında ya da sonrasında acı duyulmasına “disparoni” denir. Her iki cinste görülebilir. Ama daha çok kadınlarda görülür. Kadınlar ağrıyı, “genital bölgede basınç”, “yırtılma” veya “yanma hissi” olarak tarif ederler.
Adet kanaması esnasında ya da hemen öncesinde kasıklarda ortaya çıkan rahatsızlık ve kramp tarzı ağrılara dismenore ya da menstrüel kramp adı verilir. Dismenore, primer ya da sekonder olabilir.
Primer dismenore, ilk adet kanamasından 1-2 yıl sonra ortaya çıkan, 25 yaş civarında ya da çocuk doğurduktan sonra azalan ya da kaybolan ve altta yatan patolojik bir nedenin bulunmadığı dismenoredir. Sekonder dismenorede ise ağrılı periodlara neden olan spesifik bir hastalık söz konusudur.
Nedenleri
Adet kanaması esnasında rahim, kendi içinde biriken kanı atmak için kasılır. Bu dönemde prostaglandin adı verilen bazı maddeler salgılanır ve bu maddeler kısmen rahim kasılmalarından sorumludurlar. Primer dismenoresi olan kadınlarda bu prostoglandin adı verilen maddelerin üretiminin fazla olduğu ya da uterusun bu maddelere aşırı cevap verdiği düşünülmektedir.
Adet çevriminin düzensizliği, yumurtlamanın düzensizliğine bağlıdır. Genellikle, bir âdet çevriminin sonunda, hipofiz ve hipotalamustan bütün düzenleme mekanizması yeniden başlar ve 14. ya da 15. gün, yumurtalıkların birinden, yeni bir yumurtacık atılır (yumurtlama). Bazı kadınlarda bu mekanizma biraz düzensizdir ve yumurtlamalar düzenli olarak oluşmaları gerekirken, kararsız bir biçimde ya âdet kanamalarından hemen .sonra, sözgelimi çevrimin 10. günü ya da daha geç (çevrimin 20. ya da 25. günlerinde, hattâ çok daha geç günlerde) oluşabilir.
Yumurtlama bittikten sonra işe karışan sarı cismin çalışma süresi, her zaman aynıdır (15 gün). O halde, âdet çevriminin çalışma süresinin yumurtlama tarihini izleyeceği saptanmaktadır Böylece, ilk örnekte olduğu gibi, 25 günlük kısa bir âdet çevrimi, öteki örneklerde olduğu gibi de, 35-40 günlük uzun çevrimler olabilmektedir. Bu olay, ileri giden ya da geri kalan bir saate benzetilebilir. Hafif bir bozukluktur ve hiç bir tedavi gerektirmez. Önemli olan, yumurtlamanın düzenliliği değil, onu izleyen sarı cismin özelliğidir.
Son yorumlar
18 hafta 6 gün önce
19 hafta 4 gün önce
20 hafta 2 gün önce
20 hafta 3 gün önce
20 hafta 3 gün önce
21 hafta 1 gün önce
21 hafta 2 gün önce
21 hafta 2 gün önce
22 hafta 1 gün önce
22 hafta 4 gün önce