cinsel hayat

Yüksek tansiyon ereksiyon düşmanı

Erkeklerin cinsel hayatı ve kadınların hamilelik dönemi, yüksek tansiyon nedeniyle kabusa dönüşebiliyor. Erkeklerde ereksiyon problemi oluyor Prof. Dr. Berent Dişçigil, bu hastalığın seks yaşamına etkisini, Kadın Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Özer Gül ise hamilelerin hastalıkla değişen hayatlarını anlattı

BSK Aydın Anka Hastanesi Kalp Sağlığı Bölüm Koordinatörü Prof. Dr. Berent Dişçigil, yüksek tansiyonla ilgili sorularımızı yanıtladı.

Yüksek kan basıncı ile ilgili komplikasyonlar nelerdir?
Kalp krizini tetikler, beyin kanamasına yol açabilir; böbrek yetmezliği nedenidir ve gözlerimizde kalıcı hasara neden olabilir. Yüksek tansiyonun damarlarda oluşturduğu hasar ve sertleşme nedeniyle erkeklerde ereksiyon bozukluğu ortaya çıkabilir.

Antidepresanlar cinsel yaşamı bozuyor

Son yıllarda en sık kullanılan ilaçlardan olan antidepresanların, cinsel işlev bozukluğuna neden olduğu bildirildi. Bu yan etkinin ortadan kaldırılması için tıp dünyasında çalışmalar sürüyor.

Tüm dünyada ve TÜRKİYE'de son yıllarda en sık kullanılan ilaçların antidepresanlar olduğunu belirten uzmanlar, "İlaç sektörünün en hızlı büyüyen alanı da bu. Ancak yapılan klinik araştırmalara göre depresyon ve anksiyete bozukluğu olup hiçbir cinsel sorunu bulunmayan hastalar bile, antidepresan kullanmaya başladıktan sonra yüzde 50-70 oranında cinsel işlev bozukluğu yaşıyor. Depresyondaki kadın ve erkeklerin yüzde 50-90 arasındaki bölümü cinsel isteksizlik ve cinsel işlev bozukluğu yaşıyor. Depresyonu ve anksiyete bozukluklarını tedavi edelim derken kullandığımız ilaçlar cinsel yaşamı daha da kötüleştiriyor" diyor.

Jinekolojik Bir Ameliyattan Sonra Cinsellik

Pek çok kadın, yumurtalıklarının alınması ve rahminin kısmen veya tamamıyla çıkarılması gibi, jinekolojik bir ameliyattan sonra, cinsel arzularında azalma olacağını sanır. Cinsel yaşam hiç etkilenmeden bir yumurtalık çalıştığı sürece, öteki yumurtalıktaki bir tümör çıkarılabilir. Adet kanaması ve hormon salgılanması kesilmeyecektir.

Aynı şekilde bir miyom ameliyatı sonunda rahim boynunun alınması da kadının evlilik yaşamı ve hormon salgılanmasını etkilemeyecektir. Bununla birlikte kadınlar böyle ameliyatlardan sonra cinsel arzularının (libido) azalmasından yakınır. Rahim çıkarıldığı için adet kanaması kesilince, hormon salgılanmasının da son bulduğunu düşünürler. Artık kadın olmadıklarına inanırlar. Kendilerine güvenlerini yitirirler, libidoların azaldığı kuruntusuna kapılırlar.

Rahmin alınması, her ne kadar geçici olarak vaginanın büzüşmesi sonucunu doğurabilirse de, vagina yeniden esnek duruma gelir; geçici büzüşme, gelecekteki cinsel yaşam için endişeye kapılmayı gerektirmez. Penisin rahim ağzına dokunmasının cinsel ilişki sırasında duyumsanmayışına üzülmek yersizdir. Ameliyat, rahim ağzına penisin dokunma duygusunu ortadan kaldırmaz. Çünkü bu duygu aslında rahim ağzında değil, karın zarında duyulur.

Cinsellik araştırması sonucuna göre kadınlar memnuniyetsiz!

Erkekler ve kadınlarda sıkça görülen cinsel sağlık sorunları Türkiye’de 40-80 yaş arasındaki erkeklerin üçte birinden fazlasını etkiliyor. Kadınlarda ise bu oran yüzde 50’ye kadar yükseliyor.

Bir ilaç firması 40-80 yaş arasındaki kadın ve erkeklerin cinsel sağlıklarıyla ilgili tutum ve inanışlarını öğrenmek, seksin ve cinsel yaşamın önemini ve yaşamdaki rolünü tespit etmek için bir araştırma yaptı. Kadın ve erkeklerin cinsel fonksiyon bozukluğu konusundaki tedavi arayışlarını belirlemek ve cinsel yaşama ilişkin tutumları değişik toplum ve kültürler ile karşılaştırabilmek amacıyla da dünya çapında yaptırılan "Global Cinsel Tutum ve Davranışlar" konulu araştırmanın Türkiye ayağının sonuçları dikkat çekti.

32 ülkede yapılan araştırma

32 ülkede 27 bin 500’den fazla kadın ve erkeği kapsayan araştırma Türkiye’de İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Samsun, Diyarbakır ve Erzurum illerindeki bin 500 kadın ve erkekle yüz yüze görüşerek gerçekleştirildi. Buna göre her 100 erkekten 30’unda cinsel işlev bozukluğu görülürken kadınlarda bu oran yüzde 50’ye kadar çıkıyor.

Sağlıklı Bir Cinsellik için Öneriler

Cinsel hayatınız eskisi kadar renkli değil mi? Artık yeteri kadar cinsel istek duymadığınızı düşünüp, bundan kendinizi ya da partnerinizi mi sorumlu tutuyorsunuz?

Oysaki cinsellik hem eğlenceli, hem sağlığınız için çok yararlı. Son zamanlarda yapılan araştırmalar gösterdi ki, düzenli cinsellik yaşayan kişilerde kalp ve bağışıklık sistemi güçleniyor, ağrılar azalıyor, depresyon engelleniyor. Cinsel isteğinizi pek çok şey engelliyor olabilir. Sorunun kaynağına inmek, neden olduğunu ortaya çıkarmak, elbetteki çözüme giden en doğru yol.

Cinsel Hayatınızın Düşmanı Olan Şeyler ve Öneriler;

1- İş stresinden uzak durun. İş yerinde yaşadığınız tüm sıkıntıyı kapıdan çıkarken ardınızda bırakmaya ve özel hayatınıza taşımamaya çalışın. Eve gittiğinizde yapacağınız sıcak bir banyo sizi hem rahatlatacak hem stresinizi atacaktır.

Cinsellik Kadınları Güzelleştiriyor

Seks hayatı düzenli kadınların güzel ve sağlıklı kaldıkları belirlendi. Güzel olmak için yalnızca kremler ya da bitki özleriyle bakım uygulamak gerektiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz! Artık güzelleşmenin seks yaparak da mümkün olduğu kanıtlandı. 3 bin 500 Amerikalı kadın üzerinde araştırma yapan bilimadamları, cinsel yaşamından memnun olan ve uzun yıllar seks yapan kadınların genç ve güzel kaldığını ortaya çıkarttı.

Mutluluk hormonu salgılanıyor Seks sırasında kan basıncının artması, kasların çalışması ve mutluluk hormonunun aşırı derecede salgılanması kalıcı güzellikte önemli etkenler arasında. Haftada 3 defa seks yapan kadınlar, en az 10 yaş daha genç ve güzel görünüyorlar!

Stresi de önlüyor İyi bir cinsel hayatın, beyin için de yararı büyük. Bunun sebebi ise beynin cinsel ilişki sırasında normalden çok daha fazla çalışıyor olması. Üstelik seksle birlikte başağrısı, stres gibi sorunlar da son buluyor. Kısacası, hem genç ve güzel kalmak hem de sağlığınızı korumak için uzmanlar seksi öneriyor.

Depresyon Cinselliği Olumsuz Etkiliyor!

Depresyonun kişinin hayatını etkilediği önemli alanlardan biri de cinsel yaşam. Depresyonda olan kişilerde, isteksizlik, zevk alamama, erkeklerde iktidarsızlık, kadınlarda vajinismus gibi cinsel işlev bozuklukları yaşanabiliyor.

Depresyon ve cinsel sorunlar ilişkisinde olumsuz bir kısır döngü yaşanıyor. Bu döngü içerisinde depresyon cinsel sorunlara neden olurken, tam tersine cinsel sorunlar da depresyonu ağırlaştırabiliyor. Depresyonun etkisiyle yaptığı hiçbir şeyden zevk alamayan kişinin yetersizliği nedeniyle suçluluk duyacağına dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi’nden Psikolog Aylin Sezer şunları söylüyor:

“Yaşanan suçluluk duygusu depresyonun yarattığı kendine güvensizlik duygusunu besleyecek, bunun sonucunda kişi cinsellikten kaçınacaktır. Depresif sürenin uzaması, ağırlaşan umutsuzluk ve karamsarlık, cinsel istek kaybının yanında daha önce var olmayan cinsel sorunların ortaya çıkmasına yol açabiliyor. Hasta cinsel hayatının tamamen sona erdiğini düşünerek depresyonunu daha ağır yaşamaya başlıyor.”

İstek kaybı, zevk alamama ve performans kaygısı her iki cins için ortak olsa da, depresyonun yol açtığı cinsel işlev bozuklukları erkeklerde ve kadınlarda farklılık gösterebiliyor. Psikolog Sezer’in verdiği bilgiye göre, kadınlar cinsel uyarılma, orgazmla ilgili problemler, vajinismus yaşarken, erkeklerde sertleşme kaybı, erken-geç boşalma sorunları ortaya çıkıyor.

İyi bir cinsel yaşam için erkeğin cinsel özgüveni önemli mi?

Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 12 ülkede yapılan bir araştırmaya göre, erkeklerin yüzde 84’ü, kadınların yüzde 74’ü erkeğin cinsel özgüveninin en önemli unsurunun partnerini cinsel açıdan memnun edebilmesi olduğunu düşünüyor.

Avrupa Cinsel Özgüven Anketi’nin sonuçlarına göre, Türkiye’de yetişkinlerin yüzde 97’si iyi bir cinsel yaşam için erkeğin “cinsel açıdan özgüvenli olması” , yüzde 93 ise sert bir ereksiyon gerçekleştirip sürdürmesi gerektiğine inanıyor.

Türk erkeklerinin sert ereksiyon arzusu, Avrupa Birliği (AB) ortalamasının üstünde. Her 10 Türk erkeğinden 8’i daha sert ereksiyon, dolasıyla cinsel yaşamlarını geliştirmek arzusunda. Bu rakam, yüzde 58 olan AB ortalamasından daha fazla. Her 5 Türk kadınından 3’ü cinsel yaşamlarının gelişmesi için partnerlerinin sürekli daha sert ereksiyonlar yaşaması gerektiğine inanıyor. Bu oran da yüzde 36 olan Avrupa ortalamasının üzerinde.

Pfizer firmasının yaptığı Avrupa Cinsel Özgüven Araştırması için Belçika, Danimarka, Fransa, Finlandiya, Almanya, İtalya, Hollanda, İspanya, İsveç, Romanya, Türkiye ve İngiltere’den, 25-64 yaşları arasındaki erkek ve kadınlarla görüşüldü. Ereksiyon sertliğiyle cinsel özgüven arasındaki ilişkiyi soruşturan araştırma kapsamında Türkiye’den de 502 kadın ve erkekle konuşuldu.

Erkekleri utandıran cinsel sorun

Cinsel yaşam mutlu ilişkilerin yürütülmesi için en önemli etkendir. Fakat bazen çiftlerin karşısına öyle sorunlar çıkar ki cinsellik sadece aynı yatağa girmekten öteye gidemez. Özellikle erkekler, yaşadıkları sorunlardan utandıkları için cinsel yaşam da bu sorunlarla birlikte biter.

Erkeklere çocukluklarından beri öğretilen “Sen erkeksin” düşüncesi yatakta da her zaman başarılı olması gerektiğine işaret eder. Oysa bazen erkeklerin karşısına da kendilerinin baş edemeyeceği sorunlar çıkabilir. Örneğin her 10 kişiden ikisinde görülen erken boşalma problemi. Uzmanlar bu problemin tedavisinin sanıldığı kadar zor olmadığını söylerken erkekler bu problemi dile getirmeye bile utanıyorlar.

Erkeklerin cinsel hayatta yaşadıkları konusunda görüştüğümüz Prof. Dr. Bülent Atıcı erken boşalma ve sertleşme sorunları hakkında bilgi verdi.

40 KRİTİK YAŞ

Erkeklerde cinsel işlev bozuklukları denilince ilk olarak akla neler gelmesi gerekiyor?

Eşler Arasındaki İlişki

Sağlıklı bir aile kurmak istiyorsanız karı-koca ilişkisini sağlıklı bir zemine oturtunuz.Sağlıklı bir ailenin temeli karı-koca arasındaki sağlıklı ilişkiyle mümkündür. Çocukların gelişmesi için gerekli olan sağlıklı sosyal yapı ancak böyle bir ailede ortaya çıkar. Sağlıklı ilişki içine giren tarafların ilk uyması gereken kural karşılıklı birbirlerini değerli görmek ve kabullenmek, bununla birlikte iletişim ve etkileşim kanallarını sonuna kadar açık bulundurmaktır.

Kendi prensip, ilke ve ihtiyaçlarınızla ailenin prensip, ilke ve ihtiyaçları arasında makul bir denge kurunuz.Ne şahsiyetinizi aile adına feda ediniz, ne de aileyi zedeleyecek kadar bencilce bir tavır sergileyiniz. Bunun için de;

a. Uzun vadeli ve kalıcı mutlulukları, kısa vadeli ve geçici mutluluklara feda etmeyiniz.

b. Aileyi oluşturan bireyler olarak, kendi tavır, davranış ve düşüncelerinizden kendinizi sorumlu tutunuz.

c. Aile içerisinde doğru bildiklerinizi doğru bir üslupla ve doğru zamanı kollayarak söyleyiniz.

d. Ailedeki manevi atmosferi zenginleştirmeyi bencilce istek ve arzulardan önde tutunuz. Bunun verdiği iç huzuru ve dinginliği çok geçmeden tüm aile fertlerinin farkettiğini hayretle göreceksiniz.

Anket

İçeriği paylaş