Niçin evleniriz; Temelde hepimiz başka insanlarla iletişim kurmayı arzu ederiz. Olgunlaştıkça da bu his bizi yakından ve derinden sevecek bir kişiyi özleyip, aramaya iter. Almakta vermekte sevginin olmazsa olmaz bölümleridir. Biri olmadan öteki pek uzun ömürlü olmaz. Evlenmenin temel nedenlerinden bir tanesi beraberlik,birine sahip olmak ve birine ait olmak duygusu, bundan doğan yakınlık, can yoldaşlığı, istenmek, anlaşılmak, çocuk sahibi olmak, kendi düzenini kurmaktır. Bunlar vazgeçilmez duygusal öğelerdir. Yine bunlar cinselliği yalnızca fiziksel yönden değil, ruhsal yönden de tamamlar.
Özellikle kadınlar yıllar yılı evlenmeyi ve cinsel ilişkide bulunmayı dört gözle beklerler. Daha çocukluklarından beri her türlü yaşam sorununun evlenince çözümleneceğine inanırlar, ama beraberlik güzel duyguların yanı sıra birçok sorumluluğu ve sıkıntıyı da beraberinde getirir. Evlilik kişilerin bundan sonraki yaşamlarında beraberce kullanacakları sınırlı bir kredidir. Bunu ilk günden tüketebilir ve ya mantık, saygı ve sevgi doğrultusunda bir ömür boyu mutlu olarak kullanabilirsiniz. Cinsellikte bu beraberliğin vazgeçilmez bir parçası ve tamamlayıcısıdır.
Beraberlikte ilk cinsel ilişkinin kusursuz geçmesi gerektiğine inanmışızdır. Oysa bu inancın tam tersine ilk gece gerginlik ve korku içinde geçer. Yeni beraber olan çiftlerin ilk gecelerini birtakım olumsuz duygular içinde olduklarını ve korkularını gizlemek istemeleri de gerginlik ve baskıları daha da arttırır.
Cinsellik önce arzu etmekle başlar. Daha sonra Masters ve Johnson adlı iki bilim adamının tarif ettikleri uyarılma, plato, orgazm ve çözülme evreleri birbirini takip eder. Bu evreler kadın ve erkekte belirgin farklılıklar gösterir. Konumuz kadınlara odaklanmış olmasına karşın zaman zaman erkekle kadın arasındaki farklılıklar üzerinde de durulacaktır.
Cinsellik önce arzu etmekle başlar. Daha sonra Masters ve Johnson adlı iki bilim adamının tarif ettikleri uyarılma, plato, orgazm ve çözülme evreleri birbirini takip eder. Bu evreler kadın ve erkekte belirgin farklılıklar gösterir. Konumuz kadınlara odaklanmış olmasına karşın zaman zaman erkekle kadın arasındaki farklılıklar üzerinde de durulacaktır.
Evrelerin her biri yaş, hastalık, ilaçlar, alkol, uyuşturucu kullanımı ve psikolojik ve ikili ilişkilerden kaynaklanan sorunlardan olumsuz etkilenebilir.
Kadınların Duyarlı Bölgeleri
Kadınların çoğunda genital bölgenin en duyarlı kısmı klitoristir ve en güçlü orgazmlar bu bölgenin uyarılmasıyla ortaya çıkar. Kadının diğer duyarlı bölgeleri memeler, meme uçları, labiumlar ve vajinadır. G noktası ise (Graefenberg tarafından 1944 yılında tarif edilen bir bölgedir ve vajina ön duvarının ortalarında yer almaktadır) derin basınca duyarlı olarak kabul edilmekle beraber orgazm oluşumunda birincil önem taşıyan bir bölge değildir.
Orgazmda bazen aynen erkekteki ejakulasyona (boşalmaya) benzer bir sıvı geldiği saptanmış olmakla beraber bu sıvının aslında idrar olduğu ve kadındaki "ejakulasyon" yani "boşalma" olarak tarif edilen olayın muhtemelen orgazm esnasında idrar kaçağı olduğu sonradan anlaşılmıştır. Gerçekten de hiçbir idrar kaçırma şikayeti olmayan bayanlarda güçlü bir orgazmda istemsiz idrar kaçağı olabilmektedir.
Çoğu erkek soluk soluğa bir telaşla cinsel zevkin peşinden koşarken boşalmanın kontrol edilmesi, durdurulması veya sabitlenmesini başaramaz. Bedenini partneriyle uyum içinde hareket ettiremeyen erkekte şimdiye yoğunlaşmak, o anı duyumsamak olanaksızlaşır ve cinsel birleşmenin ansızın son bulacağı kaygısı olur. Bu nedenle her cinsel sorun gibi erken boşalmada bu kaygıdan ya da bir rahatsızlıktan kaynaklanır. Ama asıl sorun erkeğin cinsel işlevlerinde değil, cinsel işlevlerini nasıl yerine getirmesi konusundaki düşüncelerindedir. Çünkü aklını düşüncelerden arındıramayan, özgür ve doğal bir şekilde cinselliği yaşayamayan erkek tedirginlik duygusundan uzaklaşamaz ve boşalma konusunda sorun yaşar. Kısaca erken boşalmanın başlıca nedenleri şu şekilde sıralanabilir:
-Gençlik çağlarında uygunsuz ortamlarda yapılan mastürbasyonlar,
-Cinsel mitler yani hurafeler,
-Cinsel ilişki konusunda tecrübesizlik,
-Yorgunluk, sıkkınlık, kızgınlık ve tedirginlik,
-Cinsellikle ilgili gerçekçi olmayan beklentiler,
-Cinsel uyarım eksikliği,
-Gerekli koşulların sağlanamaması,
-Sertleşmiş penise verilen orantısız önem,
Anorgazmi nedir?
Orgazm, cinsel ilişkinin en doruk noktasına çıkıldıktan sonra rahim ve vajinanın ritmik olarak kasılması olarak kabaca tarif edilebilir. Bu şekilde cinsel haz en yoğun biçimiyle yaşanır.
Aslında orgazm olabilmek için cinsel ilişkiye de gerek yoktur. Cinsel uyaranların beyni sürekli ve yoğun bir şekilde uyarması sonucu vücudun bu uyaranlara verdiği eş zamanlı bir yanıttır orgazm.
Anorgazmi; kadının hiç orgazm olamaması, çok geç orgazm olması veya yeterli uyarıya rağmen orgazma ulaşmanın çok güç olmasıdır. Bu durum anksiyeteye (içsel sıkıntılara) yol açar ve sonuçta kişinin kendi kendine olan saygısı yitirmesi ve depresyon ile sonuçlanabilir.
Bu problemi yaşayan bir kadın cinsel olarak uyarılır; ancak odaklanma, yoğunluk ve süre yeterli olduğu halde orgazma ulaşamaz. Yaşam boyu orgazm bozukluğundaki bir kadın bir eşle ya da masturbasyon ile hiç orgazma ulaşamamıştır.
Bu durum normal cinsel yaşamı olan kadınların hayatının herhangi bir döneminde de gelişebilir.
Yapılan araştırmalara göre; kadınların yaklaşık % 5’i hayatının hiçbir döneminde orgazma ulaşamamıştır. Çoğu kadın da ancak klitoris uyarısı ile orgazm olabilmektedir.
Kadınların yaklaşık yarısından fazlası da ilişki sırasında "klitoris uyarısı" olmadan orgazma ulaşamamaktadır. Klitoris bir kadının en duyarlı olduğu, sinir yapılarından en zengin olan anatomik bölgedir.
İnsanlığın varoluşu kadar eski bir soru “Erkekler kadınlardan ne ister?” Mükemmel bir vücut? Akılları durgunluk veren bir zeka? Ya da girişimci bir ruh? Annelerine benzeyen kadınları mı tercih ediyorlar yoksa onun tam zıddı bir kişilik mi ilgilerini daha çok çekiyor? Uzun boylu mu, kısa mı? Sarışın mı, esmer mi? Liste uzayıp gidiyor.
Annem gibisin!
Aslında erkeklerin yaşadıkları en büyük ikilemlerden biri. Hem annelerinden vazgeçemezler ve hayatta karşılaştıkları diğer kadınlardan da aynı şefkati beklerler, hem de annelerinin jargonu'yla konuşan ve hareket eden kadınlardan hoşlanmazlar. Partnerlerinin desteğini her zaman beklerler. Dertlerini şefkatli bir kucakta anlatmayı isterler ama iş eleştirilmeye geldiğinde. Hayır! 'Annem gibi konuşuyorsun' deyip işin içinden sıyrılıp çıkarlar. Siz iyisi mi ikisinin ortasını bulmaya çalışın.
Erkekler aptal kadın sever!
Duy da inanma derler ya, bu da öyle bir şey işte. Erkeklerin akıllı kadın sevmediği klişesi aslında doğru değildir. Olsa olsa rol yapmayı seven kadınlardan hoşlanabilirler. Çünkü ünlüsünden ünsüzüne hangi erkeğe sorsanız alacağınız yanıt "aptal kadına dayanamam" olacak. Ünlü oyuncu Haluk Bilginer, kendisiyle yapılan bir röportajda bir erkeğin yanında kendini aptal zanneden kadınlara tahammül edemeyeceğini söylüyor ve gerekçesini de şöyle açıklıyor: Çünkü asla aptal değiller. Onların zeki ve yetenekli olduklarını görmem lazım!
Fazla kalorileri yakıyor, cildi güzelleştiriyor, koku ve tat alma duyularını geliştiriyor, kalbe-damarlara iyi geliyor, bağışıklık sisteminizi güçlendiriyor... Tüm bunları yapan mucizevi bir ilaç ya da pahalı bir kür değil; seks. Bu haberi okuduktan sonra eminiz bir daha 'başım ağrıyor' mazeretine başvurmayacaksınız!
1. Seksin kalbiniz ve damarlarınız için en iyi egzersizlerden biri olduğunu biliyor muydunuz? Belfast Queens Üniversitesi'nde 1000 erkek üzerinde yapılan araştırmaya göre seks kalp-damar sağlığını güçlendiriyor. Araştırma, haftada 3 kere ya da daha fazla seks yapan erkeklerin kalp krizi geçirme oranlarının yarı yarıya düştüğünü ortaya koymuş.
2. Seks, kalori yakmanın da en eğlenceli yolu herhalde... 30 dakikalık bir yatak odası aktivitesi sonunda yaklaşık 200 kalori yakıyorsunuz.
3. Sabahları işe sürünerek, asık bir suratla gitmeye son! Seks, beynimizin nörotransmiter (sinir iletici) üretimine yardımcı oluyor, bu da bizim ruh halimizin daha iyi olmasını sağlıyor.
Seks ayrıca sinirleri yatıştırmanın da en iyi yolu...
4. Seks, uykusuzluk çekenlerin derdine de deva oluyor. Erotik bir masaj sonrasında çarşaflar üzerinde yapacağınız dans, deliksiz bir uykuyu garantiliyor. Neden mi? Orgazm sonrasında endorfin serbest kalıyor, bu da beyinde morfin etkisi yaratıyor, vücut gevşeyip rahatlıyor; siz de çok faydalı, dinlendirici bir uykuya dalıyorsunuz.
Doğum kontrol hapları, spiral, implant veya prezervatif; Size en uygun modern doğum kontrol yöntemlerini, her birinin avantajları ve dezavantajlarını, bu haber ile test ederek öğrenebileceksiniz.
DOĞUM KONTROL BANDI
Doğum kontrol bandı, kadınlık hormonları östrojen ve progesteron içeriyor. Yaklaşık 5 santim genişliğinde olan bant, kalça, kol ve karnın alt bölgesine yapıştırıldıktan sonra her iki hormonun kan dolaşımına karışmasını sağlıyor. Üç haftalık kullanımın ardından yönteme bir hafta ara vermek gerekiyor. Bu bant, yumurtlamayı önlüyor ve rahim ağzı salgısının yapısını değiştirerek spermin rahme ulaşmasını ve rahim iç zarının kalınlaşmasını engelleyerek etki ediyor. Böylece yumurta döllense bile rahim içinde tutunamıyor.
Kimler için uygun? Doğum kontrolünü geçici bir süre olarak düşünen, düzenli olarak bir doğum kontrol yöntemini kullanamayan kadınlar için ideal.
Kimler için sakıncalı? Doğum kontrol haplarını kullanması sakıncalı olanlara tavsiye edilmiyor. Ayrıca, ciltleri hassas olan kadınlara da, yöntemin alerjik reaksiyon oluşturma ihtimali nedeniyle önerilmiyor.
HORMONLU SPİRAL
Rahim içine yerleştirilen spiral, gövdesinde bulundurduğu bir hazneden her gün az miktarda progesteron hormonu salgılayarak etki ediyor. Hormonlu spiral takıldığı günden itibaren 5 yıl süre ile hamileliğe karşı koruma etkisini devam ettiriyor. Progesteron hormonu içeren spiralin en önemli avantajı ise adet kanamasının miktarını ve bu dönemde gelişen sancıları büyük ölçüde azaltması. Bu etki bazı kadınlarda adet kanamasının spiral kullanıldığı sürece tümüyle kesilmesine kadar gidebiliyor. Bakır içeren spiralin aksine, hormon içeren spiralde genital enfeksiyon oluşma riski de oldukça azalıyor.
Yapılan son araştırmalar bazı vitamin ve minerallerin hormon seviyesini yükselttiğini, duyarlılık hissini ve seks yapma arzusunu farkedilir ölçüde arttırdığını gösteriyor. "Bunlar hangileri?" diye soracak olursanız, hemen aşağıdaki listeye göz atın...
ÇİLEK
Dolgun ve sevimli küçük çilekler zaten oldukça seksi bir görünüme sahip.
Ama bundan daha önemlisi çileklerin bol miktarda antioksidan ve kan dolaşımını hızlandıran maddeler içermesi ve bunun da kendinizi çok enerjik hissetmenizi sağlaması.
YUMURTA
Katı, rafadan, sahanda veya omlet şeklinde yediğiniz her çeşit yumurta B6 vitaminleriyle dolu olarak tabağınıza geliyor. Bu ne anlama mı geliyor? Bu vitaminler, vücudumuzun hormon dengesini ayarlıyor ve stresle başa çıkmamıza yardımcı oluyor. Stresten arınmak ve rahatlamak da sağlıklı cinselliğin ilk adımı. Cinsel hayatınız pek de iyi gitmiyorsa kendinize bir omlet pişirin ve işleri düzene koymaya başlayın. Eğer yumurtadan hoşlanmıyorsanız yine B6 vitamininden zengin olan; ıspanak, bezelye, havuç, ayçekirdeği, buğday veya balığı tercih edebilirsiniz.
Kendinizi zorlayan hedefler belirlemeyin: Pek çok kişi cinselliğin uzun sürmesini iyi performans olarak düşünür. Oysa iyi bir performans sadece süreyle belirlenmez. Önemli olan partnerinizle birlikte sizde mutluluk ve tatmin yaratan bir cinsellik yaşamanızdır. Bu nedenle kendinize fiziksel ve psikolojik olarak yıpratıcı hedefler koymayın. Ancak eğer erken boşalma sorununuz olduğunu düşünüyorsanız hekiminize danışın.
Tek seferlik başarısızlıkta hemen panik olmayın: Cinsel performansınız fiziksel sorunlar kadar uyku seviyeniz, stres düzeyiniz, duygusal durumunuz, ortam, partneriniz gibi pek çok faktörden etkilenir. Tek sefer başarısızlığı nihai sonuç zannetmeyin. Sorununuz devam ediyor ve cinsel yaşam kalitenizi azaltıyorsa doktorunuza danışın.
Cinsel sorunlar kader değildir: Her türlü cinsel sorununuzun bir tedavisi olduğunu sakın unutmayın. Önemli olan zamanında doktorunuza başvurmanızdır.
Seksi Akışına Bırakın: Cinselliği her zaman zaman, mekan ve koşulların uygun olduğu anda yaşayamazsınız. Çok yorgun olsanız da, kendinizi bakımsız hissetseniz de bazen kendinizi kendiliğinden gelişen karşılıklı istekler oluştuğunda bunun keyfini çıkarın.
Sağlık sorunlarınızı geciktirmeyin: Şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kalp-damar hastalıkları, yüksek kolesterol, kanser, hormonsal dengesizlikler ve depresyon gibi sağlık sorunları erkeklerde sertleşme problemi, kadınlarda orgazm ve uyarılma sorunları başta olmak üzere çeşitli cinsel sorunlara yol açabiliyor. Bu açıdan, genç yaşlardan itibaren, düzenli sağlık kontrolleri yaptırmanız sağlıklı bir cinselliğin anahtarı olacaktır.
Adet Öncesi Sendromu (AÖS) genellikle 25 ila 35 yaşlarında kendini göstermeye başlar ve her adet öncesi dönemde kendini tekrarlar. Belirtileri oldukça şiddetli olan kadınlar aynı zamanda Adet Öncesi Duygusal Bozukluk (AÖDB) olarak nitelenen durumu da yaşarlar. Hem AÖS'de hem de AÖDB'de belirtiler, adetin başlamasıyla belirgin bir şekilde azalır. Adet gören kadınların %85'i hayatlarında bir defadan fazla olmak üzere adet öncesi sendromunu yaşadıklarını belirtirken, %2 ila %10'u ise kapasitelerini azaltan ve günlük yaşamlarını etkileyen belirtilerden şikayet ederler. AÖS'nun 200'den fazla belirtisi olduğu ileri sürülse de; aşırı duyarlılık, gerilim ve duygusal bozukluk en sık görülen ve en fazla etkiyi yapan belirtilerdir.
1. Adet Öncesi Sendromunun belirtileri nelerdir?
AÖS'nun belirtilerini üçe ayırmak mümkün. Davranışsal, psikolojik ve fiziksel.
Davranışsal belirtiler: Yorgunluk, uykusuzluk, baş dönmesi, cinsel ilgide değişiklik, aşırı yeme veya bazı yemekleri aşırı isteme.
Psikolojik belirtiler: Öfke nöbetleri, depresif ruh hali, ağlama, anksiyete, gerginlik, ruh hali değişkenliği, konsantrasyon güçlüğü, unutkanlık, huzursuzluk, yalnızlık hissi, özgüven eksikliği.
Her gün aynı saatte kullanın
1. Eğer hapı her gün aynı saatte kullanırsanız, hamile kalma olasılığınız yüzde 0.1 gibi bir orana denktir. Bu, hap kullanan 100 kadından birinin bile hamile kalma riski olmaması anlamına gelir. Kadın doğum uzmanı Suzanne Merill- Nach´e göre, kaza sonucu oluşan hamileliği engellemenin en iyi yöntemi de doğum kontrol hapını düzenli olarak kullanmak.
Unuttuğunuz günü telafi edin
2. Adet döngünüzün herhangi bir noktasında doğum kontrol hapını almayı unutursanız hatırladığınız anda iki tane alın ki hamile kalma riskiniz aynı oranda engellensin. Eğer iki gün boyunca unutursanız hemen o gün iki, ertesi gün iki adet daha kullanın.
Kanaması daha ağrısız
3. New York Üniversitesi Tıp Fakültesi kadın doğum profesörü Steven R. Goldstein, hap kullanırken oluşan kanamanın adet kanaması değil geri çekilme kanaması olduğunu söylüyor. Bu kanama normal bir adet kanamasından daha kısa ve hafif atlatılıyor.
Kesinlikle şişmanlatmaz
4. Doğum kontrol hapı kullanan bazı kadınların 1.5 kilogram kadar su ağırlığı topladıkları doğru. Ancak incelenen 39 klinik vakada, hapların kilo artışına sebep olduğuna dair kanıt bulunamamış.
Her ay gerçekleşen adet kanaması içerdiği proteinler nedeniyle bakterilerin çoğalması için çok uygun bir ortam oluşturur ve bu nedenle kadınlarda enfeksiyonlar en sık adet döneminde ortaya çıkar.
Genital hijyen kuralları hakkında bilgi sahibi olmak hem genital sistem hem de idrar yolu enfeksiyonlarından korunma açısından büyük önem taşır.
Kadın genital sistemi cinsel ilişkiyle içeri giren bakterilerle sürekli “savaş” halindedir. Bunun yanında genital organların kalın bağırsakla yakın komşulukta olması buradaki bakterilere de vajinadan direkt bir giriş kapısı oluşturur.
Genital sistemin idrar yolu ile yakın komşuluğu bölgede uretra (idrar borusu) yoluyla mesaneye direkt bir geçiş sağlar.
Normal şartlarda vajinanın mükemmel savunma mekanizması ve uretradan mesaneye geçişi zorlaştıran kapak mekanizması sayesinde bakterilerin genital bölgede ve idrar yollarında enfeksiyon yapması engellenir.
Her ay gerçekleşen adet kanaması içerdiği proteinler nedeniyle bakterilerin çoğalması için çok uygun bir ortam oluşturur ve bu nedenle kadınlarda enfeksiyonlar en sık adet döneminde ortaya çıkar.
Genital hijyen kuralları hakkında bilgi sahibi olmanız hem genital sistem hem de idrar yolu enfeksiyonlarından korunmanız açısından son derece önemlidir.
Deri her noktada şefkatli okşamalara tepki gösterebilir, bu sırada kan dolaşımı artar, deri giderek ısınır ve dokunmaya karşı hassaslaşır (bazen de gıdıklanır duruma gelir).
Normal ve doyuma giden bir cinsel birleşme, mutlaka yeterli bir cinsel uyarımla başlar.
Cinsel uyanma vücudun belirli bölgeleri daha duyarlıdır. Fakat bütün vücudun ve her tarafının cinsel uyanma duyarlılığını kabul etmek gerekir.
Cinsel uyanma en duyarlı bölgeleri bilerek uyarmak, özellikle tecrübesiz genç evliler için önemlidir. Cinselliklerini yeni yaşayan çiftler uyumlu bir cinsellik için öncelikle eşlerinin uyarım sağlayan bölgelerini bilmeli ve en önemlisi ne tür uyarılmadan hoşlandıklarını araştırmalıdırlar.
Cinsel ilişki sırasında erkeğin eşini uyarması için çeşitli pozisyonlarda birleşme tekniğini uygulayabilirler. Aynı eşle yıllar boyu beraber olan çiftler değişik teknikleri uygulayarak cinsel hayatlarına renk katabilir, daha çok zevk alabilirler.
En alışılmış pozisyon, erkeğin üstte, kadınla yüz yüze olduğu pozisyondur. Kadınların çoğu bu pozisyonu yeğler. Bir çift, birleşmeye bu pozisyonla başlayabilir; erkeğin orgazmını geciktirmek amacıyla, birleşme sırasında pozisyon değiştirebilir ve daha sonra birlikte orgazm için en uygun pozisyon olan misyoner pozisyona dönülerek birleşmeye son verilebilir.
Misyoner pozisyonu, öteki pozisyonların çoğundan daha elverişlidir. Birleşme daha az derin, uzun süreli ve duygusal ya da derin, kısa süreli ve sert olabilir.
Misyoner Pozisyonunun Temeli bu pozisyon kadını gevşetir, birleşmeyi kolaylaştırır ve erkeğin alt karın darbelerine yardım eder.
1950 yılında, ilk defa Alman jinekolog Ernst Gräfenberg, ismini soyadının ilk harfinden alan, efsanevi G noktasını keşfetti. G noktası vajinanın ön kısmında, girişe yakın bir yerdeki kemiğin hemen arkasında bulunuyordu. Genişliği birkaç santimetrekare olan, kare şeklindeki bu kaslı bölge son derece duyarlıydı. Orgazmınızı doruğa çıkaracak G noktasını sorularla tanımaya ne dersiniz?
Kadın cinselliğinin fizyolojisi hala yeterince bilinmese de, görünüşe bakılırsa bazı kadınlarda G noktasının bulunduğu gerçekten tespit edildi. Ancak G noktasını henüz bulamamış olan çok sayıda kadının da varlığı şüphe götürmez. G noktası orgazmın doruğa çıkmasını sağlayan bir bölge. Hatta, kadınlar tahrik olmaya son derece elverişli olan bu erojen bölgede yeniden uyarılmaya başlıyorlar. Vajinanın ağzı, özellikle de ön kısmı, hiçbir algılayıcı hücre içermeyen dip kısmının aksine, genel anlamda son derece duyarlı bir bölge.
Bosalmanin (Ejakulasyon) penis vajinaya girdikten sonra cinsel tepkileri normal olan bir esi tatmin edemeden olmasi veya kisinin isteginden önce olmasina Erken Bosalma ( Premature Ejaculation) denir.
Genellikle dile getirilmesi güç oldugundan ve göreceli bir kavram oldugundan rastlanma sikligi konusunda yeterli bilgi yoktur.
Ancak 25 yasin altindaki genç erkeklerin üçte birinde ve 40 yasin üzerindekilerin % 10 unda görüldügü sanilmaktadir. Aslinda hemen her erkek hayatinin bir bölümünde bu sorunla karsilasabilir. En azindan ilk cinsel deneyimleri esnasinda olusan gerginlik sebebiyle erken bosalma görülebilir ve zamanla ejakulasyonu kontrol etmeyi ögrenirler.
Adetleri düzenli olan bir kadında hamile kalmak için en uygun dönem, adetin ilk gününden itibaren 11 ila 17'nci günler arasıdır. Eğer bu günlerde cinsel ilişkiye girerseniz hamile kalma şansınız artar..
Anneliğe Adım Adım Hazırlanın
Çocuk yapmaya hazır mısınız?
Peki istediğiniz günden hemen sonra hamile kalabilir misiniz?
Doğum kontrol yöntemini keser kesmez hamile kalmak mümkün mü?
Hamilelik planlanmalı mı yoksa sürpriz şekilde ortaya çıkmasını mı beklemek lazım?
Kız ya da erkek çocuk yapmanın kuralları var mı?
Anne olmaya fiziki olarak hazır mısınız, şu sıralar neler yiyorsunuz?
Acaba test mi yaptırmalısınız?
Doğurganlığı artırıcı özel yöntemler var mı?
Marmara Üniversitesi Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Neşe Kavak; hamileliğe hazırlanma yöntemlerini anlattı:
Ağrılı cinsel ilişki: cinsel ilişki sırasında vajen girişinde veya derin ilişkide ağrı hissedilmesi durumudur.
Disparoni yakınması bir çok kadında bulunmaktadır. İlk ilişkiden itibaren bu yakınması olanların yanı sıra yıllar sonra cinsel ilişkisi ağrılı olmaya başlayan kadınlar da vardır.
Ağrılı ilişkinin nedenleri jinekolojik hastalıklar olabileceği gibi psikolojik de olabilir. Bu yüzden nedenin saptanması için iyi bir jinekolojik muayene gereklidir.
Disparöni, aile planlaması kliniklerinde çok karşılaşılan bir sorundur. Aksi kanıtlanıncaya kadar disparöniyi fíziksel bir sorun olarak ele almalıdır, psikolojik olarak değerlendirilmemelidir.
Çin'deki bir ilkokulda erken yaşta çocuklarına cinsel yaşam eğitimi verilmesi konusunda şüpheci olan veliler, öğrencilerin uzmana rahat ve sansürsüz sorular sormasıyla hem rahatlayıp hem de şaşırdı.
Siçuan Günlüğü gazetesi, Çin'in Sıçuan eyaletinin merkezi Çengdu'daki bir ilköğretim okulunda okul yöneticilerinin, öğretmen ve velilerin çok erken yaşta çocuklara cinsellik konusunda ders verilmesine yakın olmamaları konusunda sıkıntı yaşadıklarını yazdı. Gazete, öğretmenlerin sadece birkaç kitaptan edindikleri kaba bilgilerle bu dersi veremeyecekleri konusunda istekli olmadıkları gibi veliler de bu işin sonunun iyi olmayacağı konusunda tereddütler taşıdıklarını hatırlattı.
Oprt. Dr. Merhmet Kırdar, birçok erkeğin sorunlarının tedaviyle giderilebileceğini, ancak endişe, korku, çekingenlik ve benzeri nedenlerle doktora başvurulmadığı için daha büyük sıkıntılar ve sağlık sorunlarıyla karşılaştıklarını dile getiriyor.
Erkekler, özellikle kendilerini güçlü saydıkları cinsellik konusunda yaşadıkları sıkıntıları uzman bir hekimle paylaşmayı reddediyor.
Araştırmalara göre, dünya üzerinde 152 milyon erkek seksüel disfonksiyondan yani cinsel fonksiyon bozukluğundan yakınıyor.
40 yaş üstü erkeklerin yüzde 5’i, 65 yaş üstü erkeklerin de yüzde 15-20’si kronik, 40-70 yaş arası erkeklerin ise yüzde 50’si hayatlarının bir döneminde geçici de olsa bu sorunla karşılaşıyor.
Evlilikte mutluluğa giden yolda sağlıklı bir cinsel yaşam için dikkat edilmesi gerekenler...
Sağlık, evlilik ve cinsellik… Üçünü bir arada ve mükemmel yürütmenin yöntemi üzerine kafa yoran araştırmacılar, düşman olarak stresi seçmişler. İşte A’dan Z’ye insanı her alanda etkileyen bu modern çağ illeti ile mutlu mesut bir yuva için yapılması ve kaçınılması gerekenler listesi.
OFİS STRESİ
Sabah erken kalkma zorunluluğu, zamanın önemli bir bölümünü yoğun trafikte harcama, bitmek bilmeyen iş randevuları ve rekabet ortamı yüzünden stresi taa iliklerimizde hissediyoruz. Koşuşturma akşam evde de devam ediyor. Stres ve yorgunluğun faturası cinsel isteksizlik + paylaşma eşittir mutsuzluk...
İşte ilişkiyi çıkmaza sokan ve cinsel hayatı keyifsizleştiren nedenlerden bazıları..
Uzmanlara göre çiftler cinsel sorunlar nedeniyle cinsel ilişkiye ilgilerini kaybedip, cinsel hayatlarında keyifsizlik yaşıyorlar. Bu sorunlara katkıda bulunan faktörler arasında çok fazla alkol; bazı ilaçlar ve kontrol altında olmayan tıbbi sorunlar; yorgunluk ve iyileşme stresi, korku, evlilik çatışmaları, önceki cinsel sorunlar, ailevi, hukuki ya da mali sorunlar veya depresyon ya da diğer stresler geliyor. Kadınların cinsel yaşamını keyifsiz kılan sorunların başında ağrılı cinsel ilişki geliyor. Ağrılı cinsel ilişki yani “disparoni” organik ve yüzeysel nedenlerden oluşuyor.
YÜZEYSEL NEDENLER
Prostat Ameliyatları Ve Prostat Kanseri
Sonrası Cinsellik
Prostat, yaklaşık bir kestane büyüklüğünde, mesanenin boynunu ve üretrayı çevreleyen bezdir. Bir kısmı kas, bir kısmı da üretranın prostatik bölümüne açılan kanallardan oluşmuş glandüler bir yapıya sahiptir. Seminal sıvının bir bölümünü oluşturan ince, saydam, hafif alkalen bir sıvı salgılar. Üretra, idrar ve seminal sıvının atıldığı kanaldır.Yalnız erkeklerde bulunur. prostat bezi, 50 yaşını geçen erkeklerde büyümeye başlayıp, rahatsızlık verebilir. Hastalığın belirtileri gecenin son kısmında idrara kalkmak, gündüzleri sık sık idrar yapmak, idrar yapmakta zorluk, idrarın yavaş yavaş akması, idrarın başında veya sonunda bir damla kan şeklinde görülür.Prostat belirtileri var ise hemen bir üroloji uzmanına başvurun.
Prostat Tedavisi Ve Ameliyatı Kimler Tarafından Yapılır?
Adet kanamasının beklenen tarihte gelmemesidir. Fizyolojik olarak gebelikte, emzirme periyodunda ve menopozda adet kanamasının gelmemesi normaldir.Normal adet gören bir kadında adet kanamasının gecikmesi durumunda gebelik ihtimali gözden geçirilmelidir. Adeti gecikmiş olan kadının gebe olmadığı ispatlandıktan sonra adet gecikmesine neden olabilecek diğer faktörler araştırılır.
Adet gecikmesinin bir çok nedeni olabilir. Hormonal faktörler, üreme organları ile ilgili hastalıklar, stres gibi yaşam koşulları, ağır egzersiz veya aşırı kilo alıp verme adet gecikmesine neden olabilir.
Kadınlar hayatlarının belli dönemlerinde ya bir şikayetleri olduğu için, ya bir konu hakkında bilgi almak için ya da yıllık olağan muayenelerini yaptırmak için Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı'na başvururlar.
Daha önce jinekolojik muayene geçirmiş olanlar herhangi bir korku duymak için bir neden olmadığını bildiklerinden rahattırlar. Ancak ilk kez bir jinekoloji muayenesinden geçecek kadınlar haklı olarak korku ve merak duyabilirler. Bu korku yüzünden bir gece öncesinden uykusuz kalan ya da muayene olmayı sürekli erteleyen çok sayıda kadın vardır. Bu yazıyı okuduktan sonra muayene esnasında sizi neleri beklediğini öğrenecek ve daha az tedirginlik duyacaksınız.
AIDS, (Acquired Immune Deficieny Syndrome) vücudun bağışıklık sistemini çökerten HIV ( Human İmmunodeficency Virüs) virüsünün yol açtığı bir hastalık. Dünyada her gün yaklaşık 16 bin kişinin yakalandığı düşünülen AIDS, bağışıklık sistemini çökertmesi nedeniyle vücudu her türlü mikroba karşı dirençsiz bırakıyor. HIV virüsü, uzun yıllar sessiz kalsa bile diğer hastalıkların oluşumunu hızlandırıp organizmayı sinsi sinsi yok ediyor. Zararsız hastalıklar bile bağışıklık sistemi hasar görmüş insanlarda ağır ve ölümcül durumlara neden olabiliyor.
CİNSEL TEMAS VE KAN AIDS üç yolla bulaşıyor. Cinsel ilişki, kan yoluyla ve anneden bebeğe. Bunların dışında AIDS in bulaşması hemen hemen imkansız. AIDS li kişi ile kucaklaşmak, el sıkışmak, kullandığı tabak, çatal, bardak gibi eşyaları kullanmak veya aynı sosyal ortamlarda bulunmak hatta aynı havuzu kullanmak bile hastalığın bulaşması için risk taşımıyor. AIDS en çok cinsel ilişki yoluyla bulaşıyor. Cinsel ilişki sırasında cinsel organlarında ve makattaki zedelenmeler mikrobun vücuda girmesine neden oluyor. AIDS in bulaşması için cinsel organların zedelenmiş olması da şart değil. En fazla risk altında olanlar ise kadınlar. Çünkü meni yüksek yoğunlukta mikrop içeriyor. Kan ve kan ürünleri, organ ve doku nakli, tıraş bıçağı, diş fırçası ve enjektör paylaşımıyla bulaşıyor.
Mikroptan arındırılmamış yani sterilize edilmemiş iğne, enjektör, makas, jilet hatta manikür-pedikür için kullanılan kesici aletler her zaman risk taşıyor. AIDS; kan ve cinsel temas dışında anneden bebeğe de bulaşabiliyor. Hamilelikte, doğum sırasında veya anne sütü ile bebeğe geçebiliyor.
Doğum kontrolü (aile planlaması) bir çiftin istediği zaman ve istediği sayıda çocuk sahibi olmasıdır. Kontrolsüz, birbirini takip eden doğumlar, çok sayıda çocuk sahibi olmak ve istenmeyen gebeliklerin kürtaj ile sonlandırılması anneye fiziksel ve psikolojik zarar verir.
İdeal bir korunma yöntemi nasıl olmalıdır?
İdeal bir doğum kontrol yöntemi:
* Eşlerin ikisinde benimsediği bir yöntem olmalı
* Gebeliği kesin olarak önlemeli
* Sağlığa zarar vermemeli
* Uygulaması kolay olmalı
Kadınlara hep şu öğütlendi: Aman, 35’ine kadar ilk çocuğunu doğur, hele 40’ına geldin mi menopoz yaklaşıyor, gebe kalma olasılığın azalıyor, düşük yapma ihtimalin artıyor. Buraya kadar doğru fakat Avrupa’nın en büyük tüp bebek ve genetik araştırmaları yapan laboratuvarı Eylau kliniğinde çalışan uzmanların 12 bin 200 çift üzerinde yaptığı çalışma, yaşı ilerleyen erkeklerin de çocuk sahibi olmasının güçleştiğini kanıtlıyor.
"Babadan gelen spermin kalitesinin önemi yüzde yirmi; iş yüzde seksen kadının yumurtasında biter" bilgisi de değişti. Sperm başını 6600 kez büyüten yeni bir mikroskop teknolojisi sayesinde gerçekleşen çalışmaya göre yeterli sayıda ve hızda olmasına rağmen yaşı 40’a varan erkeklerin spermlerinin, eşlerini gebe bırakacak kalitede olmadığı ortaya çıktı. Eylau Laboratuvarı’ndan Dr. Moncef Benkhalifa ve Eylau’nun Türkiye’deki ortağı CLINIC İnfertilite Merkezi’nin Başkanı, Hacettepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Timur Gürgan anlattılar.
Meme ağrısı ve hasasiyeti muhtemelen en sık görülen meme şikayetidir.İyi huylu meme hastalıkları ,adet öncesi dönemde artan ve adet ile birlikte azalan meme büyümeleri genellikle memede geçici ağrılara ve gerginliğe sebep olmaktadır.
Memede Ağrı, Mastalji belirtileri nedir?
Adet öncesi gerginliğe bağlı meme ağrıları tipik olarak adetten bir kaç gün once başlayıp adetten hemen sonra geçmektedir. Genellikle tüm memeyi ve her iki memeyi birden etkileyen ,hassaslık ve gerginlik hissi veren ağrılardır. Sütyen takmak dahi ağrıyı ve huzursuzluğu attırır.
Meme ağrısı ve meme hassasiyeti ne zaman kanseri düşündürür?
Bir çok kanser kitlesi büyüyene dek ağrısızdır.Ancak meme ağrısının sadece tek bir yerde olması ve sebat etmesi kitlenin boyutuna bakılmaksızın meme kanseri şüphesini arttırmaktadır.
Mastalji teşhisi nasıl konur?
Son yorumlar
2 gün 19 saat önce
3 gün 6 saat önce
3 gün 13 saat önce
6 gün 11 saat önce
1 hafta 3 gün önce
1 hafta 3 gün önce
1 hafta 4 gün önce
5 hafta 1 gün önce
10 hafta 1 gün önce
10 hafta 3 gün önce